31 Aralık 2013 Salı

Bir midye versem ?

Yılın son yazısı geliyoooorrr , hadi bakalım :)

Eskiden yeni yıla ne yaparak girersen bütün yılın öyle geçer derlerdi. Bende saf  inanırdım .. geceyi uyuyarak geçirmeyeyim sonra bütün yıl uyurum diye kapanan göz kapaklarımı açamaya uğraştığım çaba ile şimdi bir ülkeyi kurtarabilirim. 

(biz yemek yerken masanın altından acaba bana da ordan birşey düşer mi diye göz atan dorim )

Yeni yılın son gün batışını ve ilk gün doğuşunu görmek için toplanan bir çok gruplar var burda.  Haberlerde güneşin batış- doğuş saatlerini veriyordu bugün ...Bir ara 07:45 güneş doğuyor gibi ifadeyi görünce aha namaz vakitlerini de verir oldu tamam artık diye anlık bir sevinç dalgası yaşadım .


Daha önce hiç ızgara midye yememiştim. Pek midye ile aram yoktur . Midye ile ilgili tek hatırladığım anım , teyzemlerle midye ekmek arası yemeğe gittiğimizde ısırdıktan sonra iğrenç birşey söyleyip herkesin o anda iştahını kaçırdığım ve ellerindekini bırakmalarına sebeb olduğum için içten içe suçluluk duyuyor olmamdır . Belkide bu yüzden midye tramvası oluştu bende ve bu kadar deniz ürünü ve midye ile dolu bir ülkede ancak 4. yılımda yemeye geldim .. hihaheha.... 




Yalnız midye tramvamı atlatmam 5 dakika dahi sürmedi... O kadar lezzetliydi ki restoranttan çıkana kadar papağan gibi 'biz niye daha önce hiç gelmedik ki ' deyip durdum.   Tek olumsuz yönü büyük olanların içi hafiften kumluydu yerken ağzına geliyordu .  
Asyalıların deniz ürünlerini canlı canlı pişirip yediklerini biliyorsunuzdur . Özellikle karidesler bu konuda çok muzdaripler. Deniz ürünü restorantlarının önünde mutlaka dev akvaryumlar bulunur ve sipariş geldiği zaman akvaryumdan alınıp pişirilir .  Evde Kore yemeği yaptığımda elbette canlı atmıyorum , hem vicdanım el vermez hem de ödüm kopar canlı bir karidese yengeçe dokunmaya (ölüsüne de eldiven takıp 50 metre öteden dokunuyorum zaten) .... Ama dışarda yediğinizde pek seçim alternatifiniz olmuyor . Zaten korelilerin önünde ''ayyy yazık , çırpınıyor canlı canlı atılır mı '' derseniz bi taraflarıyla gülüyorlar size . Bakış açısı farklı , inanış farklı  . 



Deniz ürünü restorantının olmazsa olmazı ... Yosun çorbası ... Biz çok severiz.  Bedava geliyor masaya ve istediğiniz kadar tekrar tekrar dolduruyorlar ... 


Hepsini silip süpürdük bir tek salyangoz kaldı ...  Asla ağzıma sürmem kategorisinde olan şeylerden biri.


Folyoyo sardığı başka çeşit midyeleri ise en son açtı  ahjussi.  Folyoya sardığından mıdır bilmem yumuşacıktı midyeler ... Kabuklarını elime aldım kokladım , mis gibi deniz kokuyordu .. Ben denizi çok severim. Halbuki ateş grubundanım ama .. 

Yeni yıl için umutlarınız , beklentileriniz , hayalleriniz var değil mi ? 2014 sayısı aslında hala bana çok yabancı geliyor ,nereden sonra yabancılaştım sayılara bilmiyorum . Hatırladığım en son annem ve kuzenlerimle 1900'lerin son yıllarını kutladığımız zamanlar .. Sanırım zaman çok hızlı geçmeye başlayıp hızına bizi de katınca nerde saymayı bıraktığımızı unutuyoruz ....  

Sevdiklerinizin yanınızda olduğunu farkında olabileceğiniz, güzel bir yeni yıl gecesi diliyorum . Muhtemlen yarında bununla ilgili birşeyler karalayacağım ama evde olmayacağımız için yazamayabilirim de :) 

B a h a Я

29 Aralık 2013 Pazar

Anne belası!

Bazen bu koreli anneler yüzünden füze ateşleyecek raddeye geliyorum.
Çocukları zaten yarış atı gibi yetiştirdikleri yetmiyor 
Birde hem öğretmenlerin işine karışıyorlar 
dahası çocukların ne hissedeceğini düşünmeden dersten alıyorlar ....

Kore'ye geldiğimden beri çalıştığım bir dil akedemisi vardı . Geçen eylül ayında ayrıldım ordan .
Çünkü anneler artık derste şunu yapsın, böyle öğretsin. şunu öğretsin diye o kadar çok işime karışmaya başlamıştı ki, müdürde buna göz yumunca bıraktım ... işime karışılmasından nefret ederim. 
Öyle ya salak mıyım ben , hele de tek kelime ingilizce bilmeyen bir annenin gelipte şunu şöyle öğret demesi bana mantıklı gelmiyor . O kadar biliyorsan kendin öğret .... Zaten çocuklar çok edepsizdi , bana kalkıp F.ck diyordu çocuk gülerek ... Çocuğu azarlasan hemen müdür surat yapıyordu çünkü çocuğun annesinden tel gelecek ... 

O zamanlar beraber çalıştığım Amerikalı öğretmen derste yanındaki arkadaşından kopya çeken çocuğa ''kopya çekme , kendin yap kopya çekmek iyi birşey değil '' dedi diye çocuğun anne babası okulu bastı . Sen nasıl bizim çocuğumuza kopyacı dersin, çocuğun gururunu kırarsın herkesin içinde diye . 

Şuan 5 aydır çalıştığım bir dil okulu var . Oradaki çocukları o kadar çok seviyorum ki. Ne aldığım para ne de başka bir şeyi düşünmeden gidiyorum . Çünkü çocuklar edep adap biliyor , kendi aralarındaki ilişki de o kadar güzel ki.... Bu okul dışında başka hiç bir yerde öğretmeyeceğim diye yemin ettim. 

Yalnız hem üzüldüğüm , hem sinirlendiğim bir şey oldu dün..... Çocuklardan birinin annesi kızını başka okula göndereceğini söylemiş . Neden diye sordum müdüre . Sebep benim büyük küçük harf yazımına dikkat etmemem ve yaptıkları ufak tefek hatalara ( a eraser yazdığında an olarak düzelmediğim gibi) göz yummam mış ....  Sinirlendim çünkü ben gramer öğretmeni değilim , ne yazı yazdırıyorum ne dil bilgisi öğretiyorum , zaten korece konuşmam yasak . Ben sadece speaking öğretmeniyim ve çocukları konuşturabilmeye uğraşıyorum. Ayrıca daha bu çocuklar cümle kurmayı bilmiyor ve elbette daha öğretmediğim konularda yaptıkları hatalara göz yumuyorum çünkü daha ben öğretmedim o konuyu , çocuk dışarda ne öğrenmiş bana ne ....  Biz daha phonics sınıfıyız ne a'si ,an'i..... 

Üzüldüm çünkü bu kız sınıf arkadaşları ile o kadar güzel anlaşıyor ve geçiniyordu ki , aynı muhabbeti gittiği yeni okulda bulabilecekmi bilemiyorum ... 

Ancak Müdürün beni savunması ,kızın annesi benim dersimden alıp okuldaki başka öğretmenin dersine kaydırmak istediğinde öyle yapamam deyip öyleyse başka yere gönderirim diyen anneye , istediğiniz gibi yapın o zaman demesi  çok ama çok hoşuma gitti . Para kaybedeceğim diye düşünmeyip beni kayırması gerçekten insana değer gördüğünü hissettiriyor ....

Böyle salak saçma şeylere kafayı takıyorlar ama hala yıllardır ingilizce eğitimi alan çocukları tek cümle ingilizce konuşamıyor ... Hiç düşünmüyorlar neden  .. Sadece yarışta önde olsun benim atım .... Çünkü arkada kalırsa bu çocuğun değil ,benim başarısızlığım olacak etrafa karşı  ....