kore etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kore etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Ocak 2014 Pazartesi

Yine bir film :)

Bu sıralar çok melankoliğim . 
Sebesiz kırılıyorum insanlara , bir de hasta oldum üstüne.. Ne zaman  bir süredir hasta olmadım diye aklımdan geçse hemen ardından aklıma gelen başıma geliyor . 
Mevsim yavaş yavaş değişiyor ya benim bünyem, pisikolojim ,benliğim alt üst oluyor her mevsim değişiminde Neden bu kadar beni etkilediğini bilmiyorum . 




Daha önce sanırım milyon kere söylemiştim ben ve eşim film tutkunuyuz diye ... 
Kore draması pek seyretmiyorum ama filmleri ilgimi çekiyor .  Filmleri daha bir evrensel oluyor klasik kore tarzı dizilerine nazaran . (Gerçi dizilerde el ele tutuşmayı bile hayal etmeye utanan çiftler olurken, filmler de ise çok fazla cesur olabiliyorlar ) 


Orda bulunmadığım 4 yıl içinde ne kadar değişti bilmiyorum ama karşılaştıracak olursam Kore'de ki hem sinemalar hem abur cubur menüsu çok daha mükemmel . Ayrıca çok ucuz Türkiye'de ki sinemalara göre .2 kişilik  bir menüyü resim de de gördüğünüz gibi 10 bine alabiliyorsunuz. 

En kötü yanı , film arası mola olmaması .  2 saat bazen 3 saat koltuğa yapışıyorsunuz ... Özellikle o yüzden artık eşime kenarlardan koltuk seçtiriyorum yoksa ortada oturunca tuvalete kalkmayı yemiyor gözüm ve patlıyorum film bitene kadar . 


Soldaki orginal (sade) mısır , sağdaki peynirli. Soğanlı ve karamelli de satılıyor .  Vallahi dün o buzlu kolayı içtim diye hasta oldum bugün emi . 

Sabah dersten önce doktora gittim , artık doktor bey sormuyor bile ... Biliyor neden geldiğimi , direk ilacı yazıyor . heheh  

.
Bu filme gittik.  Muhteşemdi diyemem ama sıkılmadan seyrettik. Güzeldi . Boş vaktiniz varsa izleyebileceğiniz bir film.  Son sahnelerinde ağlamayayım diye kendimi çimdikledim, resmen boğazım düğümlendi bir ara. 


Bu bizim eşimle gittiğimiz filmlerin afişlerini alıp yaptığım bir dosya .. İlerde çocuklarıma gösteririm diye biriktirmeye başlamıştım ama sonra çok salak bir fikir gibi geldi, saklaya saklaya film afişlerini mi sakladın dedim kendi kendime .. Ama biriktirmeye devam ettim çünkü afişlere baktıkça O anın duygularını tekrar yaşamaya başlıyor insan . Mutlaka gözümde ya filmden bir sahne ya da filme gittiğimiz günden eşimle bir anımız canlanıyor belleğimde... Çok var aslında dosyanın içinde, tek tek göstermedim. 

Sizin topladığınız bir şeyler var mı bakalım ? :)


4 Ocak 2014 Cumartesi

( Mavi At Yılı )

Bazen , bazı insanlar var 
3 yıl , 5 yıl yanınızda olacaklarını bilseniz bile yetmez 
3'e bir 3 daha , 5'e bir 10 yıl daha katlansın isterseniz .. 
Aslında istemezsiniz ciddi ciddi ümid edersiniz . 
Baksan öyle hergün yanyana diz dize de değiliz, bilakis ayda bir ancak buluşuyoruz .. 
Ama varlıklarını hergün hissediyorsun ..
En önemlisi ne biliyor musunuz , hani bir hadis var ya '' Müslüman elinden ve dilinden emin olunan kimsedir'' 
Hah, tam da işte böyle , bundan başka tasvir edebilecek daha güzel bir söz gelmiyor aklıma onları ... 



Yabancı bir ülkede , hele de hayatın dört nala gittiği ,insanların çok çalışıp az sosyalleştiği bir ülkede , çat kapı gidebileceğiniz bir akraba evi bile olmazken , bir değil , birden de çok fazla ''dostlar'' edindiğim için gerçekten çok nasipli olduğumu hissediyorum .... 

Özlüyorum yahu , görmedikçe özlediğim insanlar var benim bu şehirde ... Hani tamam, annemi, ülkemi , arkadaşlarımı, akrabalarımı , bunların hasreti özlemi zaten müebbet , onu geç ...

Bu şehirde de  bana kendini özleten insanlar var .....  En başta Nur .. Onunla tanışmamız da bir hataydı zaten .kkkkk Yani ben onu bana mesaj yollaması gereken, arkadaşın aracı olduğu kişi sanıp cevap atmıştım.. 
Sonra Zeynep , sonra Serpen ...... Daha var elbette . Tek tek saymayayım isimleri unuttuğum olur kırılırlar . 
Varlığınızı hissettirdiğiniz için teşekkürler hepiniz :) 




Zeynep ,ben ve eşim Yusuf'la Insadong gezisi yaptık hafta sonu .. Hazır havayıda tam kıvamında yakalamışken ... Sonrasında DongDaeMun'da ki bizim ara ara gittiğimiz Sundubu restorantına gittik.  

Kore'de 맛집 dedikleri bir kavram var . Koreliler yedikleri yemekleri beğendikleri zaman tek tek resmini çekip internette övüyorlar ..... Bazı restorantlar da bu sayede meşhur oluyor .Bilinmedik bir yere girmektense özellikle böyle restorantları bulup gidiyorlar koreliler ... Geçen Hongdae'de eşimle böyle bir et restorantına gittik ününü duyup , kapısındaki kuyruk ordan kayseriye yol olacak gibiydi . Kuyruğa bile gir(e)meden ağlayarak başka restoranta pış pış ..... 



Bugün çok  hoşuma giden bir şey oldu ... Son dersime yeni bir öğrenci daha katıldı . 6 yaşında kız çocuğu . Annesinin işi olduğu için sadece bugünlük 4 yaşındaki kız kardeşini de sınıfa bıraktı gitti.  Sadece bugünlük giriversin bırakacak yerim yok olur mu deyince , elbette dedim.  Dersi yaptık bitti ... Müdür geldi ve 4 yaşındaki kıza '' ablaların öğrendiği sana çok zor değil mi , yapamadın hiç di mi , sadece bugünlüktü zaten aferin ''dedi. Kız o anda ''  hayır bende hep gelicem , bende bu derse girmek istiyorum , ben de yabancı öğretmenle şarkı söyleyeceğim '' deyince bir sevindim ki hoplaya zıplaya çıktım kursun kapısından ... 

Sadece para kazanmak için değil, öğrensinler istiyorum ..
Ama sevsinler çünkü ancak severlerse ilerleyebiliriz , severlerse başarabiliriz diyorum . 
Ben önce onları çok seviyorum çünkü çok samimiler  .. 
Bir de bana yürüyen barbi bebek muamelesi yapıyorlar .  




Yukardaki yemeğin ismi  ''Sundubu'' 순두부 . Aslında Sundubu tofunun ismi. Yumuşacık bir tofu/dubu . Üstüne yumurta kırılarak yeniliyor . Deniz ürünlüsü olanıda ,inek etlisi olanı da var .

Ocak ayının ilk yazısı olmuş oldu .  Bir önemi var mı, yok tabi ki :) İyi hafta sonları dilerim . Bu arada bu yıl Mavi At yılıymış. Kayınvalidemin doğduğu yılda mavi at yılıymış , eşim diyor ki ''annem yerinde hiç duramıyor o yüzden'' .  Valla benim doğduğum yıla baktım , fare yılı , ya ben ? O.0  Eşiminki de tavuk yılı . KKKKKKKKKKK :=)



31 Aralık 2013 Salı

Bir midye versem ?

Yılın son yazısı geliyoooorrr , hadi bakalım :)

Eskiden yeni yıla ne yaparak girersen bütün yılın öyle geçer derlerdi. Bende saf  inanırdım .. geceyi uyuyarak geçirmeyeyim sonra bütün yıl uyurum diye kapanan göz kapaklarımı açamaya uğraştığım çaba ile şimdi bir ülkeyi kurtarabilirim. 

(biz yemek yerken masanın altından acaba bana da ordan birşey düşer mi diye göz atan dorim )

Yeni yılın son gün batışını ve ilk gün doğuşunu görmek için toplanan bir çok gruplar var burda.  Haberlerde güneşin batış- doğuş saatlerini veriyordu bugün ...Bir ara 07:45 güneş doğuyor gibi ifadeyi görünce aha namaz vakitlerini de verir oldu tamam artık diye anlık bir sevinç dalgası yaşadım .


Daha önce hiç ızgara midye yememiştim. Pek midye ile aram yoktur . Midye ile ilgili tek hatırladığım anım , teyzemlerle midye ekmek arası yemeğe gittiğimizde ısırdıktan sonra iğrenç birşey söyleyip herkesin o anda iştahını kaçırdığım ve ellerindekini bırakmalarına sebeb olduğum için içten içe suçluluk duyuyor olmamdır . Belkide bu yüzden midye tramvası oluştu bende ve bu kadar deniz ürünü ve midye ile dolu bir ülkede ancak 4. yılımda yemeye geldim .. hihaheha.... 




Yalnız midye tramvamı atlatmam 5 dakika dahi sürmedi... O kadar lezzetliydi ki restoranttan çıkana kadar papağan gibi 'biz niye daha önce hiç gelmedik ki ' deyip durdum.   Tek olumsuz yönü büyük olanların içi hafiften kumluydu yerken ağzına geliyordu .  
Asyalıların deniz ürünlerini canlı canlı pişirip yediklerini biliyorsunuzdur . Özellikle karidesler bu konuda çok muzdaripler. Deniz ürünü restorantlarının önünde mutlaka dev akvaryumlar bulunur ve sipariş geldiği zaman akvaryumdan alınıp pişirilir .  Evde Kore yemeği yaptığımda elbette canlı atmıyorum , hem vicdanım el vermez hem de ödüm kopar canlı bir karidese yengeçe dokunmaya (ölüsüne de eldiven takıp 50 metre öteden dokunuyorum zaten) .... Ama dışarda yediğinizde pek seçim alternatifiniz olmuyor . Zaten korelilerin önünde ''ayyy yazık , çırpınıyor canlı canlı atılır mı '' derseniz bi taraflarıyla gülüyorlar size . Bakış açısı farklı , inanış farklı  . 



Deniz ürünü restorantının olmazsa olmazı ... Yosun çorbası ... Biz çok severiz.  Bedava geliyor masaya ve istediğiniz kadar tekrar tekrar dolduruyorlar ... 


Hepsini silip süpürdük bir tek salyangoz kaldı ...  Asla ağzıma sürmem kategorisinde olan şeylerden biri.


Folyoyo sardığı başka çeşit midyeleri ise en son açtı  ahjussi.  Folyoya sardığından mıdır bilmem yumuşacıktı midyeler ... Kabuklarını elime aldım kokladım , mis gibi deniz kokuyordu .. Ben denizi çok severim. Halbuki ateş grubundanım ama .. 

Yeni yıl için umutlarınız , beklentileriniz , hayalleriniz var değil mi ? 2014 sayısı aslında hala bana çok yabancı geliyor ,nereden sonra yabancılaştım sayılara bilmiyorum . Hatırladığım en son annem ve kuzenlerimle 1900'lerin son yıllarını kutladığımız zamanlar .. Sanırım zaman çok hızlı geçmeye başlayıp hızına bizi de katınca nerde saymayı bıraktığımızı unutuyoruz ....  

Sevdiklerinizin yanınızda olduğunu farkında olabileceğiniz, güzel bir yeni yıl gecesi diliyorum . Muhtemlen yarında bununla ilgili birşeyler karalayacağım ama evde olmayacağımız için yazamayabilirim de :) 

B a h a Я

26 Aralık 2013 Perşembe

Nerde halaylar :=)

Merhabalar :)

Christmas ertesi bol karlı bir güne başladık Seul'de . Aslında bugün Doriciğimi gezmeye götürecektim ama bu havada çamur topu olur diye çıkartamadığıma üzülüyorum . Elbette banyo yaptırma alternatifim var ama strese giriyor kurutma esnasında . Stres atmaya çıkartıp gelince bir daha strese sokmayayım ...... 


Bugün yazacağım konunun kahramanları aslında balayına gitti geldi bile :) Ben yazmakta biraz geciktim. 

Eşimin liseden beri arkadaşı ,benimde sevdiğim bir çocuk .. Bana her zaman yakın ve normal davrandı ,  hiç yabancı olduğumu hissettirmedi kendisi.  Geçen ay evlendiler . Savcı olduğu için Adalet sarayında evlendi. 
Evet, burda böyle moda da var . Mesleğini yaptığı yerde evlenenler çok var . Eşime de bankada yap dediler ama ben istemedim. 


Biraz Kore'deki düğünlerden bahsedecek olursam .... 

Mutlaka düğünden 3 ay evvel studyo çekimleri yapılır ki düğün günü düğün salonunda resimler sergilenir konuklar baksın diye ....
Düğünlerde damadın en yakın arkadaşlarından biri yardımcı sunucu olur . (Bu üstteki resimdeki de yine eşimin arkadaş grubundan biri. Karısı Türkiye'ye gidip gelmiş ,hep beni gördüklerinden türkiyenin güzel olduğundan bahsederler. )
Düğün fotorafçısı bir kişi olur ve düğün salonuna ait olmaz, siz kendiniz ayarlarsınız
Düğünler eğer kilise usülü değilse 30 dk , eğer papaz gelecekse 1 saat sürer. 
Türkiye'ye nazaran çok çok pahalıdır düğün yapmak . Biz bile sadece yemek büfesine 26 bin dolar verdik. Hala düğünün borçlarını ödüyoruz .  O yüzden bir çok koreli erkek evlenme işini ,düğünü ertelemeye uğraşır. 
Muhtemelen beraber yaşayıp çocuk olunca evlenen çiftlerinde en büyük nedeni budur .


Resimleri sırasıyla eklemedim o yüzden resimlere göre okumayın . 

Burda yüksek rütbeden zaatlar çok olduğu için (yargıç, hakim ,savcı vesair) 20 dk onların isimleri okundu ve teşekkür edildi.  Damat önceden kürsüye çıkar ,gelini babası getirir . Beraber el ele çıkan çiftlerde var ama genelde babanın kolunda gelir ,yarı yolda baba damada teslim eder kızını . 

Kürsudeki kişinin konuşmasını dinlerler ,sonrasında gelin damat birbirine selam verir. 



Birbirlerine selam verdikten sonra ,ilk olarak misafirleri selamlarlar . Ardından önce gelinin anne-babasını selamlarlar . Sonrasında damadın anne babasını selamlarlar . 


Mutlaka damat geline bir süpriz yapar . Ya şarkı söyler ya dans eder . Bizim damat şarkı söyledi. 


Süpriz bitince fotoraf çekimleri başlar . Önce ailelerle beraber, sonra bütün akrabalar , en sonunda ise arkadaşlar arkaya geçer resim çekilirler . 


Buket atma olayı ise şöyle, önceden gelin buketi atacağı arkadaşını seçer , resim çekerken o kişi öne çıkar ve buket atılır. Buketi alan kişinin 6 ay içinde evleneceği , evlenemezse 6 yıl boyunca evlenemeyecğini söylerler ama tabi sadece bir söylem yoksa kimsenin buna inandığını sanmıyorum . Benim buketimi Nur almıştı :D Nurcum eyvah 6 yıl O.O 



Gelmişken bir adalet sarayı hatırası çektirelim dediler haha ..


Bu da düğün yemeklerinden . Biz büfe usulü yapmıştık ama bunlar sabit menü yaptırdılar .  

Pyebaek resimlerini çekmedim çünkü oraya sadece damadın ailesi giriyor . Düğün bitince geleneksel Kore kıyafetlerini giyip damadın ailesini selamlıyorlar . Sonrasında o kıyafetlerle restoranta inip misafirleri selamlıyor gelin ve damat . 



Bu bizimkinden bir resim..... :=)

Ayrıca damat ve gelin gelmeden önce iki tarafın anneleri el ele platformda yürür ve kürsünün yanında duran büyük mumları yakarlar . 
Göstermelik bir pasta kesimi olur ama gerçek pasta olmadığı için ciddi ciddi kesmezsiniz ki kimse bana gerçek olmadığını söylememişti ben cidden kesmeye uğraşırken eşim ne yapıyorsun kesmeyeceksin onu dedi kulağıma :D  Resim için yapılıyor . 

Düğün bittikten sonra restoranta yemek yemeğe geçilir. Yemek yemek için bilet verirler onu kapıdaki görevliye verir girersiniz ...

Aslında bizim düğünlere kıyasla çok sıkıcı geçer Kore düğünleri. Daha çok törenimsi . Oyun yok dans yok ,zaten yarım saat sürdüğü için apar topar oluyor herşey . 

Ama koreliler de bizim düğünlere akıl sır erdiremiyorlar . Yemek bile yemeden saatlerce dans ediyorlar diye. 

Para takma olayı ise çok farklı .  Kimse kimsenin üstüne birşey takmıyor . Düğün salonunun girişinde yan yana ya da karşılıklı 2 desk olur . Birinde Damat ,diğerinde Gelin yazar . Misafirler hangi taraftansa orda bulunan zarfa paralarını koyar ve isimlerini yazarlar . Akrabalar deftere kim ne vermiş kaydederler.  

Düğünde toplanan paralar kayınvalideye gittiği için genelde damadın iş ve okul arkadaşları oraya koymaz bir gün önceden damada ayrı verirler .


17 Aralık 2013 Salı

Populer Sorular 2

Aslında bugün yazmak istediğim konu bu değildi ama farem kafayı yediği için faresiz resim yüklemeye çok üşeniyorum..  Ara ara populer sorular kısmını dolduracağım için bugün böyle olsun dedim.

Kore'ye neden gittin, Eşin Koreli mi, Nasıl tanıştınız , Eşin Müslüman mı ?

Kore'ye neden geldim ?  Aslında hiç böyle olacağını ummamıştım .. Yani evlenipte Yabancı bir ülkeye yerleşmek , herşeyi arkanda bırakmak .... 
Belki de hiç ummadığım için başıma geldi ...
Çünkü aşk insanı ummadığı yerden yakalıyor ve Allah , biz bihaberken bizler için başka planlar yapıyor ... 

Japon bir arkadaşımın beni japonca çok zor kendi başına öğrenemezsin , sen korece öğren ,o daha kolay deyip koreceye yönlendirmesiyle başladı herşey . Japonca Kurslarına bakmıştım ama uygulamaları çok saçma geldi bana ve çok pahalı . Dili bir bütün olarak öğretmiyorlar , konuşma, yazma ve okumayı bölüp hepsi için ayrı para istiyorlardı. Bu yüzden korece kursu ararken istanbul'da yaşayan koreli bir bayanla tanıştım . Haftada 1 gün özel ders almaya başladım . Bu arada kore ile bağlantılı bir firmada işe başladıktan sonra oldu bu ders alma olayı. 

Karakter olarak da değişikliğe, farklı şeylere ve bozulmamış kültürlere ciddi ciddi ilgim olduğu için korece öğrendikçe, iş yerinde hergün koreli müşterileri gördükçe 'neymiş bu kore gidip bir göreyim, hem orda korecemi geliştiririm dönünce müşterilerle daha kolay iletişim kurarım diyordum ' Senelik iznimde  uçak biletimi de alıp gitmeye karar verdim. 

Eşinle nasıl ,nerde tanıştın ? 
interpals diye yabancıların yoğun olduğu bir site vardı . Orda bir hesabım vardı . Şimdi eşiminde benim de yok . Sildik ikimizde . Orda aslında beni hayal kırıklığına iten bir çok koreliyle tanıştım . Kore'de tanıdığım kimse olmadığı için istiyordum ki bir kaç arkadaş edineyim beraber bir kahve içip bana kore hakkında yardımcı olabilecek birileri olsun istedim ama maşşallah saman altından su yüreten abaza doluydu . Bizim türkler göstere göstere çekinmeden abazalık yapar , koreli erkekler ise temkinli.  Daha ilk mesajında sana aşık oldum diyenler mi dersin , Kore'ye gelince gel benim evimde kal yalnız yaşıyorum diyenler mi, açık açık cinsellik ima edenler mi. Ben arkadaş aramıyorum sevgili arıyorum , buraya gelince sevgilim olmayacaksan yazma bana diyenler mi. Çirkin bir resim koyduğumda cevap vermeyenler , resmi değiştirip güzel çıkmış bir resim koyduğumda atlayanlar . Sonunda vazgeçtiğim sırada eşimle orda tanıştım. Biraz mesajlaştıktan sonra baktım ki hiç asılmıyor , saçmalamıyor , skypedan görüşmeyi teklif ettim. Böylece ben Kore'ye gitmeden 5-6 ay önce ara ara eşimle skype kamera ile konuşup ,O ingilizce ben Korece mi geliştirmeye çalıştık. 

O zamanlar sevgili değildik. Ama ne yalan söyleyelim hoşlanıyorduk gizliden . O çok kibardı , ne sorsam güzel güzel açıklayıp cevap veriyordu ama ben onun tipini pek beğenmemiştim .. hehehe ... 

Kore'ye gelince beni hava alanından almayı teklif etti, arabası vardı . ve beni alacak kimse yoktu .  Hava alanında gördüğümde ciddi ciddi aşık oldum , kamerada göründüğünden çok ama çok farklıydı . Anladım ki hiç ama hiç fotojenik değilmiş. Gerçekte ise çok farklı ... Bir de kibar feyzo kırmızı gül alıp gelmişti . Kalacağım yere giderken yolda arabasına kaç defa kustum ,araba battı tek bir defa bile yüzünü ekşitmedi, aksine ilaç almak için ordan buraya koşturdu . Birgün dışarda yemek yerken ben tuvalete gittiğimde cüzdanıma para doldurmuş ,ertesi günü fark ettim .Bu para nerden geldi, benim bu kadar param yoktu ki ! dedim.  Bu ne diye sorduğumda ''kız başınasın para lazım olur,hazıra dağ dayanmaz ,endişelendiğim için yanlış anlama  ''  dedi...   Kore'de kaldığım süre içinde beni etkileyen çok şey oldu , şuanki bugünümüze sürekleyen, bunların hepsini anlatmak istemiyorum , bize kalsın.  

Allah iki insanın kaderini birbirine düğümlemişse herşey o nizamda gelişiyor ... 3 aylık vizemin bitmesine , gitmeme yakın . Ciddi düşündüğünü söyledi , gitme dedi. İtiraf gelince tabi benim yelkenler de suya ... Vizemi uzattım ve gizli nikah yaptık . (o sıralar kayınvalidem karşı çıkıyordu o yüzden)

Yalnız bu süreç içinde beni çok yıpratan tek şey annemi düşünmek oldu .  Biliyorsunuz annem yalnız yaşıyor . Ya ben yokken bir şey olursa, ya çok yalnız kalırsa , zaten bir defa yaşıyoruz ayrı kalmaya değer mi? gibi şeyleri çok düşündüm. Ama ilerde ya onu yanımıza alırız ya biz gideriz diye içimdeki endişeleri bir şekilde susturdum.  

Eşin müslüman mı ?

Evet . Resmi nikah yapmadan bir gün önce Seul camisinde müslüman oldu ve ardından dini nikahı yaptırdık . 
Aslında evet diyorum ama açıkcası kelimeyi şehadet ve anlamı dışında henüz birşey bilmiyor . Ailesi müslüman olduğunu biliyor ama karşı çıkmadılar çünkü zaten kendileri bir dine mensup değiller. Ve çokta birbirlerinin hayatlarını kontrol etmeye hevesli bir aile değiller Allah'a şükür . Bir çok kayınvalide düğünden hemen sonra çocuk baskısı yaparken bizim kayınvalide 'koca insanlarsınız siz daha iyi bilirsiniz kendiniz zamanına karar verin'' diyor
Bu konuda şanslıydık  ... 

umarım çok sık sorulan sorulardan birine daha yeterli yanıt vermişimdir. 


22 Kasım 2013 Cuma

lezzetli resimler!

Ailee'nin I belive that I love you  isimli şarkısını dinlediniz mi ?
dinlemeyenler için tık tık
O kadar mükemmel bir ses ve şarkı ki dinlerken şöyle
şakır şakır göz yaşlarım dökülsün dökülsün göz yaşım kalmasın istiyorum
ama birşey dökülmüyor :)

Bu sabah resmen seromoniyle kek yedim.
Hiç bir topkek ,(yalnız altını çizerek söylüyorum kakaolu ıslak kek) seromoni ile yenir mi ?
Anne gönderdiyse yenir :)




Son zamanlarda bir şey fark ettim... Kore'ye ilk geldiğim dönemlerde fikirlerim sabit , Kore'ye karşı çok eleştirisel yaklaşıyordum .  İlk zamanlardan beri yazdıklarımı takip edenler varsa belki fark etmişlerdir .
Son zamanlarda ise birisi koreliler hakkında eleştiride bulunsa sanki babamın oğluymuş gibi savunmaya geçiyorum ...Bir toplumun içinde yaşadıkça, tecrübe ettikçe anlamaya başlıyorsun onları ...  Tabi birde burada bulunduğum süre içinde şükür Allah beni güzel insanlarla karşılaştırdığı için minnet duygusu hissediyorsun . Onların davranışları dahi senin bir ülkeye olan bakış açını değiştiriyor ...



Dün kutlamak istediğimiz bir şey vardı , (söylemem ne olduğunu) o münasebetle e-marta alışverişe gittik şık bir akşam yemeği hazırlayalım diye . Ben E-mart'a gitmek için hep bir bahane buluyorum aslında ,hehe çünkü sevdiğim nutellalar, çikolatalar, dondurma , makarna , çerez vesair sadece orda var . Kore'de bakkal amcalar satmıyor öyle şeyler pek.  




Geçen gün eşim Kore'deki Istanbul kültür merkezinin verdiği türkçe kursları araştırdı . Ama o kadar ters ki saat ve günleri hayal kırıklığı ile kapattı bilgisayarını canım . Hafta içi ,ya da cumartesi günleri  bir ders saati 3 saat!  3 saat çok uzun ,ne bu türkçenin genel analizini felan mı yapıyorlar anlamadım ancak işi gücü olmayanlara hitap ediyor gibi sanki. Ben öğretmeyi çok isterdim ama olmuyor.  iş yüzünden, yorgunluktan ya da tembellikten :) verdiğim dersi çalışmadığı zaman bende delleniyorum bir daha öğretmiyorum. 




Torbalar para ile verildiği için , böyle kullanılmış kutuyu kullanma alternatifiniz var .  Pek pratik !



Bugün ders günüm, kısa keseceğim :=) 
Hayırlı cumalar , güzel hafta sonları ...

4 Ekim 2013 Cuma

Dalgıç Babanneler (Jeju Adası 2)

Duydum ki oralarda donuyormuşsunuz ... 
Biz buralarda gaaayet iyiyiz :) Serin serin püfür püfür sonbahar havasını yaşıyoruz
Kore'nin sonbaharı da bir güzel oluyor ki sormayın . yapraklar rengarenk ..
henüz dökülmeye başlamadı ama 

benim aklım da yüreğim de hala jeju'da kaldı ... 
hala o müthiş deniz kokusu burnumda sanki. 

Son gün sabah kahvaltısını 해녀 (haenyo) babannelerin dükkanında yaptık 
daha öncede bahsetmiştim Jeju'nun dalgıç babannelerinin meşhur olduğunu .
erkekler gemi ile açılırken kadınların dalgıçlık yapıp değerli midyeleri çıkarttıklarını 


Deniz , deniz ürünleri ve denize dair ne varsa hoşlanıyorsanız Jeju adası eminim hoşunuza gidecektir 
ama deniz ürünü ve deniz kokusu sevmiyorsanız bence siz Parise ,Londraya gidin  :)



Eğer Jeju'ya giderseniz mutlaka Dalgıç babannelerin dükkanında yemek yemeği es geçmeyin . 
Sabah olduğu için biz 죽 (juk) yedik. Yoksa içtik mi desem ?
Juk lapaya benzer bir çorba 





Benimki midyeli, eşiminki salyangozluydu ... O yüzden onunkinden bir kaşık dahi almadım ..
O kadar lezzetliydi ki , sonuç :



Seul'de de yedim bundan ama kesinlikle tadı çok çok farklı ...

İyi hafta Sonları :)