koreli etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
koreli etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26 Aralık 2013 Perşembe

Nerde halaylar :=)

Merhabalar :)

Christmas ertesi bol karlı bir güne başladık Seul'de . Aslında bugün Doriciğimi gezmeye götürecektim ama bu havada çamur topu olur diye çıkartamadığıma üzülüyorum . Elbette banyo yaptırma alternatifim var ama strese giriyor kurutma esnasında . Stres atmaya çıkartıp gelince bir daha strese sokmayayım ...... 


Bugün yazacağım konunun kahramanları aslında balayına gitti geldi bile :) Ben yazmakta biraz geciktim. 

Eşimin liseden beri arkadaşı ,benimde sevdiğim bir çocuk .. Bana her zaman yakın ve normal davrandı ,  hiç yabancı olduğumu hissettirmedi kendisi.  Geçen ay evlendiler . Savcı olduğu için Adalet sarayında evlendi. 
Evet, burda böyle moda da var . Mesleğini yaptığı yerde evlenenler çok var . Eşime de bankada yap dediler ama ben istemedim. 


Biraz Kore'deki düğünlerden bahsedecek olursam .... 

Mutlaka düğünden 3 ay evvel studyo çekimleri yapılır ki düğün günü düğün salonunda resimler sergilenir konuklar baksın diye ....
Düğünlerde damadın en yakın arkadaşlarından biri yardımcı sunucu olur . (Bu üstteki resimdeki de yine eşimin arkadaş grubundan biri. Karısı Türkiye'ye gidip gelmiş ,hep beni gördüklerinden türkiyenin güzel olduğundan bahsederler. )
Düğün fotorafçısı bir kişi olur ve düğün salonuna ait olmaz, siz kendiniz ayarlarsınız
Düğünler eğer kilise usülü değilse 30 dk , eğer papaz gelecekse 1 saat sürer. 
Türkiye'ye nazaran çok çok pahalıdır düğün yapmak . Biz bile sadece yemek büfesine 26 bin dolar verdik. Hala düğünün borçlarını ödüyoruz .  O yüzden bir çok koreli erkek evlenme işini ,düğünü ertelemeye uğraşır. 
Muhtemelen beraber yaşayıp çocuk olunca evlenen çiftlerinde en büyük nedeni budur .


Resimleri sırasıyla eklemedim o yüzden resimlere göre okumayın . 

Burda yüksek rütbeden zaatlar çok olduğu için (yargıç, hakim ,savcı vesair) 20 dk onların isimleri okundu ve teşekkür edildi.  Damat önceden kürsüye çıkar ,gelini babası getirir . Beraber el ele çıkan çiftlerde var ama genelde babanın kolunda gelir ,yarı yolda baba damada teslim eder kızını . 

Kürsudeki kişinin konuşmasını dinlerler ,sonrasında gelin damat birbirine selam verir. 



Birbirlerine selam verdikten sonra ,ilk olarak misafirleri selamlarlar . Ardından önce gelinin anne-babasını selamlarlar . Sonrasında damadın anne babasını selamlarlar . 


Mutlaka damat geline bir süpriz yapar . Ya şarkı söyler ya dans eder . Bizim damat şarkı söyledi. 


Süpriz bitince fotoraf çekimleri başlar . Önce ailelerle beraber, sonra bütün akrabalar , en sonunda ise arkadaşlar arkaya geçer resim çekilirler . 


Buket atma olayı ise şöyle, önceden gelin buketi atacağı arkadaşını seçer , resim çekerken o kişi öne çıkar ve buket atılır. Buketi alan kişinin 6 ay içinde evleneceği , evlenemezse 6 yıl boyunca evlenemeyecğini söylerler ama tabi sadece bir söylem yoksa kimsenin buna inandığını sanmıyorum . Benim buketimi Nur almıştı :D Nurcum eyvah 6 yıl O.O 



Gelmişken bir adalet sarayı hatırası çektirelim dediler haha ..


Bu da düğün yemeklerinden . Biz büfe usulü yapmıştık ama bunlar sabit menü yaptırdılar .  

Pyebaek resimlerini çekmedim çünkü oraya sadece damadın ailesi giriyor . Düğün bitince geleneksel Kore kıyafetlerini giyip damadın ailesini selamlıyorlar . Sonrasında o kıyafetlerle restoranta inip misafirleri selamlıyor gelin ve damat . 



Bu bizimkinden bir resim..... :=)

Ayrıca damat ve gelin gelmeden önce iki tarafın anneleri el ele platformda yürür ve kürsünün yanında duran büyük mumları yakarlar . 
Göstermelik bir pasta kesimi olur ama gerçek pasta olmadığı için ciddi ciddi kesmezsiniz ki kimse bana gerçek olmadığını söylememişti ben cidden kesmeye uğraşırken eşim ne yapıyorsun kesmeyeceksin onu dedi kulağıma :D  Resim için yapılıyor . 

Düğün bittikten sonra restoranta yemek yemeğe geçilir. Yemek yemek için bilet verirler onu kapıdaki görevliye verir girersiniz ...

Aslında bizim düğünlere kıyasla çok sıkıcı geçer Kore düğünleri. Daha çok törenimsi . Oyun yok dans yok ,zaten yarım saat sürdüğü için apar topar oluyor herşey . 

Ama koreliler de bizim düğünlere akıl sır erdiremiyorlar . Yemek bile yemeden saatlerce dans ediyorlar diye. 

Para takma olayı ise çok farklı .  Kimse kimsenin üstüne birşey takmıyor . Düğün salonunun girişinde yan yana ya da karşılıklı 2 desk olur . Birinde Damat ,diğerinde Gelin yazar . Misafirler hangi taraftansa orda bulunan zarfa paralarını koyar ve isimlerini yazarlar . Akrabalar deftere kim ne vermiş kaydederler.  

Düğünde toplanan paralar kayınvalideye gittiği için genelde damadın iş ve okul arkadaşları oraya koymaz bir gün önceden damada ayrı verirler .


24 Aralık 2013 Salı

Midye Dokbokki

Biri bizi bu X'mas modundan çıkarsın lüffeen :)
2 ay önceden kafe shopların ve sokakların Xmas için süslemeye başlamaları, xmas alışverişleri,  hazırlıkları, randevuları , sabahtan beri gelen merry xmas yumiiiii  mesajları yüzünden beynimin içinde noel babanın geyikleri dört dönüyor. 

Geçen akşam yaptığım dokbokkinin tarifini vermek istiyorum . Denerseniz bana resmini atın olur mu :)

Malzemeler : Dokk (pirinç keki) , Midye , Omok (balık keki) , kore salçası, haşlanmış yumurta, üzerine peynir, kuru yosun ve mini balık suyuna atmak için. 



Midyesiz yapmak isteyenler midye koymadan da yapabilir, kuru yosun ve mini balık bulamayanlar suyuna eklemesede olur , dokk bulamayanlar hiç yapmasada olur :=)  (işin şakası )  
(Suyuna attığınız kuru yosun ve kuru mini balık kesinlikle tadına çok yoğun lezzet katıyor, eğer yapacaksınız mutlaka bulmaya çalışın. hayır hamsi olmaz ! ) 

Midyelerimi bir kaç saat önceden kazıya kazıya yıkadım . Kazırken pek bir stres attım , sevmediklerimin suratını kazıdığımı düşündükçe  :D Önce sirkeli suda , sonra kaya tuzu attığım suda birer saat beklettim ve üstteki resimde gördüğünüz gibi en son yıkayıp suyunu akıttım .

Tencereye su alıp (suyun miktarını ben kendi kafama göre koyuyorum, bende tarif ölçüleri kafaya göre malesef)   suyu kaynatırken içine kuru yosun ve mini balık attım . Fazla atmıyorsunuz 3-5 tane.  Su kaynayınca yosun ve balıkları içinden alıp attım ve kaynayan suya 2 kaşık kore salçası ekledim. Sonra midyelerimi attım ve bir süre kaynattım fokur fokur .


Sırasıyla Dokkları , yumurtayı ve ramyonu ekledim (ramyonu eklerken resim çekmeyi unuttum) . Son olarak altını kapatınca üstüne peynir ekledim. Ve taa tammm :) 

Şeker ekleyenler var ama ben eklemiyorum . Kullandığım kore salçası zaten ejdarha ateşi çıkartmalık olduğu için ayrıyetten kırmızı biberde eklemedim. Tuz ,yağ vesair başka hiç birşey koymuyorsunuz . 

17 Aralık 2013 Salı

Populer Sorular 2

Aslında bugün yazmak istediğim konu bu değildi ama farem kafayı yediği için faresiz resim yüklemeye çok üşeniyorum..  Ara ara populer sorular kısmını dolduracağım için bugün böyle olsun dedim.

Kore'ye neden gittin, Eşin Koreli mi, Nasıl tanıştınız , Eşin Müslüman mı ?

Kore'ye neden geldim ?  Aslında hiç böyle olacağını ummamıştım .. Yani evlenipte Yabancı bir ülkeye yerleşmek , herşeyi arkanda bırakmak .... 
Belki de hiç ummadığım için başıma geldi ...
Çünkü aşk insanı ummadığı yerden yakalıyor ve Allah , biz bihaberken bizler için başka planlar yapıyor ... 

Japon bir arkadaşımın beni japonca çok zor kendi başına öğrenemezsin , sen korece öğren ,o daha kolay deyip koreceye yönlendirmesiyle başladı herşey . Japonca Kurslarına bakmıştım ama uygulamaları çok saçma geldi bana ve çok pahalı . Dili bir bütün olarak öğretmiyorlar , konuşma, yazma ve okumayı bölüp hepsi için ayrı para istiyorlardı. Bu yüzden korece kursu ararken istanbul'da yaşayan koreli bir bayanla tanıştım . Haftada 1 gün özel ders almaya başladım . Bu arada kore ile bağlantılı bir firmada işe başladıktan sonra oldu bu ders alma olayı. 

Karakter olarak da değişikliğe, farklı şeylere ve bozulmamış kültürlere ciddi ciddi ilgim olduğu için korece öğrendikçe, iş yerinde hergün koreli müşterileri gördükçe 'neymiş bu kore gidip bir göreyim, hem orda korecemi geliştiririm dönünce müşterilerle daha kolay iletişim kurarım diyordum ' Senelik iznimde  uçak biletimi de alıp gitmeye karar verdim. 

Eşinle nasıl ,nerde tanıştın ? 
interpals diye yabancıların yoğun olduğu bir site vardı . Orda bir hesabım vardı . Şimdi eşiminde benim de yok . Sildik ikimizde . Orda aslında beni hayal kırıklığına iten bir çok koreliyle tanıştım . Kore'de tanıdığım kimse olmadığı için istiyordum ki bir kaç arkadaş edineyim beraber bir kahve içip bana kore hakkında yardımcı olabilecek birileri olsun istedim ama maşşallah saman altından su yüreten abaza doluydu . Bizim türkler göstere göstere çekinmeden abazalık yapar , koreli erkekler ise temkinli.  Daha ilk mesajında sana aşık oldum diyenler mi dersin , Kore'ye gelince gel benim evimde kal yalnız yaşıyorum diyenler mi, açık açık cinsellik ima edenler mi. Ben arkadaş aramıyorum sevgili arıyorum , buraya gelince sevgilim olmayacaksan yazma bana diyenler mi. Çirkin bir resim koyduğumda cevap vermeyenler , resmi değiştirip güzel çıkmış bir resim koyduğumda atlayanlar . Sonunda vazgeçtiğim sırada eşimle orda tanıştım. Biraz mesajlaştıktan sonra baktım ki hiç asılmıyor , saçmalamıyor , skypedan görüşmeyi teklif ettim. Böylece ben Kore'ye gitmeden 5-6 ay önce ara ara eşimle skype kamera ile konuşup ,O ingilizce ben Korece mi geliştirmeye çalıştık. 

O zamanlar sevgili değildik. Ama ne yalan söyleyelim hoşlanıyorduk gizliden . O çok kibardı , ne sorsam güzel güzel açıklayıp cevap veriyordu ama ben onun tipini pek beğenmemiştim .. hehehe ... 

Kore'ye gelince beni hava alanından almayı teklif etti, arabası vardı . ve beni alacak kimse yoktu .  Hava alanında gördüğümde ciddi ciddi aşık oldum , kamerada göründüğünden çok ama çok farklıydı . Anladım ki hiç ama hiç fotojenik değilmiş. Gerçekte ise çok farklı ... Bir de kibar feyzo kırmızı gül alıp gelmişti . Kalacağım yere giderken yolda arabasına kaç defa kustum ,araba battı tek bir defa bile yüzünü ekşitmedi, aksine ilaç almak için ordan buraya koşturdu . Birgün dışarda yemek yerken ben tuvalete gittiğimde cüzdanıma para doldurmuş ,ertesi günü fark ettim .Bu para nerden geldi, benim bu kadar param yoktu ki ! dedim.  Bu ne diye sorduğumda ''kız başınasın para lazım olur,hazıra dağ dayanmaz ,endişelendiğim için yanlış anlama  ''  dedi...   Kore'de kaldığım süre içinde beni etkileyen çok şey oldu , şuanki bugünümüze sürekleyen, bunların hepsini anlatmak istemiyorum , bize kalsın.  

Allah iki insanın kaderini birbirine düğümlemişse herşey o nizamda gelişiyor ... 3 aylık vizemin bitmesine , gitmeme yakın . Ciddi düşündüğünü söyledi , gitme dedi. İtiraf gelince tabi benim yelkenler de suya ... Vizemi uzattım ve gizli nikah yaptık . (o sıralar kayınvalidem karşı çıkıyordu o yüzden)

Yalnız bu süreç içinde beni çok yıpratan tek şey annemi düşünmek oldu .  Biliyorsunuz annem yalnız yaşıyor . Ya ben yokken bir şey olursa, ya çok yalnız kalırsa , zaten bir defa yaşıyoruz ayrı kalmaya değer mi? gibi şeyleri çok düşündüm. Ama ilerde ya onu yanımıza alırız ya biz gideriz diye içimdeki endişeleri bir şekilde susturdum.  

Eşin müslüman mı ?

Evet . Resmi nikah yapmadan bir gün önce Seul camisinde müslüman oldu ve ardından dini nikahı yaptırdık . 
Aslında evet diyorum ama açıkcası kelimeyi şehadet ve anlamı dışında henüz birşey bilmiyor . Ailesi müslüman olduğunu biliyor ama karşı çıkmadılar çünkü zaten kendileri bir dine mensup değiller. Ve çokta birbirlerinin hayatlarını kontrol etmeye hevesli bir aile değiller Allah'a şükür . Bir çok kayınvalide düğünden hemen sonra çocuk baskısı yaparken bizim kayınvalide 'koca insanlarsınız siz daha iyi bilirsiniz kendiniz zamanına karar verin'' diyor
Bu konuda şanslıydık  ... 

umarım çok sık sorulan sorulardan birine daha yeterli yanıt vermişimdir. 


30 Eylül 2013 Pazartesi

Chuseok Yemekleri

Televizyonda iki koreli bayan lezzetli restorantları tanıtıyorlar
Tanıtırken o kadar şevkle ve özendirerek yiyorlar ki yemekleri
resmen televizyonun içine düştüm.
daha önce hayatımda başka hiç bir şeye bu kadar hipnotize olmamıştım
ne yaptığımın farkına vardığımda zamanında derslerime böyle konsantre olsaydım şimdi sabancı holdingin başında olurdum düşüncesi bir anda şimşek gibi geldi geçti aklımdan  ....

yemekten konu açılmışken, bugün choseok yemeklerinden bahsedeyim ve bitireyim ki jeju serime hala devam edemedim...

Chuseok bayramı annemin burda olduğu zamana denk geldiği için yemek yardımına beraber gittik.  annem yemeklere yardım ederken kayınvalidem biraz huzursuz oldu ama (çünkü misafire iş yaptırmak adetleri değil) yine de severek yaptık hepsini...


Annemin en çok tuhafına giden şey koli koli yumurta satın alınmasıydı ... O yumurtaların hepsini nasıl kullanacaklarına bir türlü inanamadı ama Chuseok yemekleri yumurtaya bulanarak kızartılır ....


annemin organizasyona iştirak resimleri :D 

Öncelikle şunu diyeyim.. 
Chuseok yemekleri bunlardan ibaret değil. 
Bunların adına 전 (jeon) deniliyor ve hepsi un ve yumurtaya bulanarak yapılıyor ...
Her aileye ve bölgeye göre ufak değişiklikler gösterebiliyor ...
mesela , çoğu aileler geleneksel tatlıları Ddok yaparlar bayramda .. ama bizim aile yapmıyor ..
ya da kızartılan ürünlerde az çok farklılık gösterebiliyor ... 


Dubu, ya da Tofu'yu çoğunuz biliyorsunuzdur ...
Ben Kore'ye ilk geldiğimde pazarda sıra sıra sıralanmış tofuları görünce Peynir sorunum olmayacak sanıp sevinçten çıldırmıştım ama onların peynir olmadığını anlayıp sevincin kursağımda kalması fazla uzun sürmedi.

Tofu Jeon : Tofuyu hafiften una ve yumurtaya buluyup böyle kızartıyorlar 


Gelelim eşimin en sevdiğine .... 
Af buyurun ama balığın adını unuttum .... Dilimlenmiş çiğ balığı aynı şekilde un ve yumurtaya bulayarak kızartıyorlar .... 

Bu arada yumurtayı çırparken içine tuz ve ince ince kıyılmış yeşil soğan ekleniyor ..



Gelelim benim en çok sevdiğime , mantar ve kabakla yapılanı..... Aynı işleme tabi tutuyoruz ...



Bunlarda biber ve susam yaprakları doldurularak yapılanları .... Tam olarak içine ne konulduğunu bilmiyorum çünkü kayınvalidem biz gelmeden önce içini hazırlamış ,göremedim .... ama domuz kıyması ana malzemesi..
Biberler ortadan ikiye uzunlamasına kesiliyor ,içlerindekiler atılıyor .... Susam yaprakların bir tarafı doldurulurup diğer tarafı üstüne kapatılıyor ... İçi sıvımsı olmadığı için akmıyor ,dağılmıyor...


Böylece hazırlanıp bitmiş oluyor .... Bizim aile çok fazla kabalık olmadığı için fazla yapmıyor ama bunun 3 katı 5 katını yapan, yaparken işkence çekip chuseoku bayramını icad edene küfür eden gelinler oldukça fazla ..


Bu da soframız .... mavi ile işaretlediğim yemek japchae ... yeşille işaretlediğim bulgogi.... Bunlarda bayram yemekleri olarak yapılıyor.   Annecim zavallı o sofrada sadece ötedeki kızarmış balığı didikleyebildi , başka hiç bir şeye dokunamadı ...

böyle işte :) 
iyi haftalar herkese .. 

30 Ağustos 2013 Cuma

Namsan Tower

Sabahtan beri iki ilaç yutmama rağmen kurtulamadığım bir baş ağrısı ile savaş içerisindeyim.  Sanki kafamın içinde sol tarafta filler dans ediyor da her tepinmelerinde beynim zonk zok atıyormuş gibi...

Geçen hafta uzun zaman sonra arım balım peteğim Taeyoon ve annesi ile buluştuk . Namsan Tower'a gittik. O kadar kalabalıktı ki yukarı çıkış ve aşağı iniş sıralarında kurdeşen döktüm resmen ...



Kore devleti yazın sıcaklığında millet serinlesin diye her yere fıskiyeler yapmış. Nereye gitsem karşıma çıkıyor ,Namsan'da da vardı. Çocuklar çıldırıyordu etrafında . O kadar ince çıkıyordu ki su ,ilk başta duman zannettim.


Biliyorsunuz Namsan'ın espirisi oraya çıkıp hatıra-dilek olarak astığınız üzerine yazılmış anahtarlıklardır. Bunun bir hikayesi var mı ben bilmiyorum , muhtemelen vardır ama anahtarlıklar çok kazık be ya . 
Şu sarı-beyaz bizimki , Teayoon ve ben seçtik. 10 bin wondu . 




Namsan Tower'da Teddy Bear Muzesi var . Oraya da girdik. 




Dönüş yolunda şeyma da bize katıldı , beraber gezdik, yemek yedik  ve stiker photo çektirdik . 
Şeyma ile türkçe konuşmamız baya bir ilgilerini çekti ..


hadi bakalım ,iyi hafta sonları . 

19 Ağustos 2013 Pazartesi

Eylül çabuk çabuk gel ~~~

언제나 함께 해줘서 
내 곁에 있어줘서 
너무나도 고마워 ~~~

15 gün önce Kore kimlik kartı için başvurmaya  gittiğimde danışmada bana öküz tripleri yaparak zerre ilgilenmeyen ,ben ne yapacağımı bilemediğim için soğuk terler dökerken seyri alemlere dalan ,beni kapıdan girenlere ''bayım bakar mısın biz hangi yıldayız ? '' vari  film replikleri attıran O oturan boğaya okkalı bir trip atmak için bu sabah zebra temalı pantolonumu taktım, saçımı kuaför ayşe abladan çıkma bir stil de kondurdum ,  aldım belgemi düştüm yola . 
Nasıl bir giriş yapacağımı da aklımda canlandırıyorum otobüste . En umursamaz ve kendimden emin tavrımı takınacaktım . Öyle ya bu sefer neyi nasıl yapmam gerektiğini biliyordum , O öküze danışmaya niyetim yoktu . Geçen sefer can havliyle danışacak birilerini ararken ingilizce okulumun karşısındaki piyona okulunun sahibi ordaymış beni tanıdı , siz 'şurda çalışan öğretmen değil misiniz hep görüyorum size ' dedi. Sağolsun öyle güzel açıkladı  anlattı ki , abla  seni yaşam koçum olarak kiralayabilir miyim sorusu ağzımdan çıkmasın diye elimle kapattım . 


Tabi içeri girdim feci havalı ve mağrur tavrımla . Yoktu .  Başkası vardı yerinde , O başkası da öyle ilgili davrandı ki trip atma havalarım bir anda balon gibi söndü , ye,ye,ye diyerek en mütevazi halimle gişeye gidip kartımı aldım .


Ben boşu boşuna sonbahar ve kışa aşık değilim :) .. 
Eylül pek güzel haberlerle geleceğini kulağıma fısıldadı .  (pek bir şairane oldu)
Annemin Kore'ye geleceği haberi tabiki içlerinde en güzeli.... 
Annem iki kere Kore'ye geldi ama ikisinde de Hot Issue olaylardan dolayı ( eşimin ailesi ile tanışma ,evlilik planları ayarlamaları, ikincisinde düğün telaşı )  nedeniyle hiç doğru düzgün beraber vakit geçiremedik. beraber resim bile çekmemişiz bir iki tane dışında .... 
Bu sefer tamamen bizim için olsun istiyorum. 



Tabi Yusuf'u (eşimin türkçe ismi) telaş sardı :D Ben hala hiç türkçe bilmiyorum ki diyerek kafasını kaşıyordu .
Bence o türkçe öğrenene kadar annem gelip gide gide korece öğrenecek ...


Bu arada facebookum hacklendi dostlar ... lüffen , eski hesabımda ekli olan arkadaşlar beni bulun , isimlerini tam bilemediğim için bulamadıklarım da var , arattığım halde çıkmayanlar da var . ..

Dünden beri annemin geleceği haberini alıp şımarık şımarık seviniyorum. hani ciddi ciddi bu eylül terapi gibi gelecek inşallah ... ( Alakasız ama şuanda radyoda çalan korece şarkıda ''seni düşününce elim oraya kayıyor yanlışa düşüyorum'' diyor Bu nasıl bir şarkı . cinsellik konusunda bu kadar geniş olmalarına şaşırıyorum , kendi kültürleri ile çatışıyor )  

Bugün hava sıcakta olsa serin serin rüzgar esiyor . Tam doriyi koşturma havası, hadi bize iyi koşular :) 




Bu şarkı size hediyem olsun :p


Bu arada yukardakiler pazar macerası resimleri . Hoş, resimlerle ilgili bir şey yazmadım ama ..... 
Kore'de özellikle biraz nişantaşı vari yerlerinde mükemmel güzel kafeler ve restorantlar var . Kore'ye seyehate gelirseniz mutlaka gelmeden bir kaç mekan bulup not alın derim. 

17 Ağustos 2013 Cumartesi

성질 급한 Koreli :D :D

빨리 빨리 (çabuk çabuk) kelimesi sanırım Kore'ye gelenlerin burada ilk ve en sık duyduğu kelimedir :D



성질 급한 한국인의 하루  tezcanlı (aceleci karakterli)  korelinin bir günü


yavaşlığa, beklemeye hiç gelemiyorlar ne yapsınlar afakanlar basıyor ㅋㅋㅋ 

Şu sıralar bol bol süt mısırı çıkıyor burada. Aslında Kore'de sanıldığı gibi sebze meyve çok aşırı pahalı değil ,dönemi olduğunda ucuza almakta mümkün . Tabiki Türkiye ile kıyaslanamaz ama.. 

Bir tencere mısır haşladım tıkınıyorum Dori'de etrafımda tavaf yapıyor belki ona da veririm umuduyla . Mısırı tuzladığımı gören eşim pek bir şaşırdı . Dedim biz böyle yiyoruz , aa biz tuz atmayız dedi. Evet siz çileği şekere banıp yemenin zevkinden de, karpuzla beyaz peynir yemenin şahaneliğinden de bihabersiniz ki zaten  :) 



Aslında bazen kendime kızıyorum eşime ne Türkiye'ye ne de Türk kültürüne dair hiç bir şey öğretmiyorum .
Sadece ben Kore'ye ayak uydurmakla , Kore usülü yaşamakla yetiniyorum .
İlerde çocuk sahibi olunca her ne kadar iki kültürü eşit olarak sindirsin istesemde bu gidişle kore yanı çok daha fazla ağır basacağa benziyor. 



Dori ile konuşurken bile bazen 밥 yiyelim mi ya da 맛있는게 vereceğim diyorum , allah benim müstehakkımı verecek ya .

Hadi bakalım ,tek problemimiz bu olsun inşallah , düzeltiriz nasıl olsa =) 


걱정은 노 (no)
고민도 노 

iyi hafta sonları herkese 

4 Ağustos 2013 Pazar

Bye Bye

오늘 따라 ... 기분이 참 조타 .....  

Bir çoğunuz muhtemelen biliyordur temmuz ayı Kore'de yağmur mevsimi .  Bir ay boyunca sürekli  neredeyse bir hafta boyunca durmadan yağmur yağdığı da olur , aralıklarla 2 gün yağıp 1 gün yağmadığı da olur. Artık yağmur mevsimi ağustos ayının girmesiyle sona erdi ama beynimizin kaynama dönemi de başlamış oldu . Dört mevsimi yaşayıp da Ağustosun sıcak geçmedi ülke muhtemelen yoktur ama feci nem oranı yüzünden burada çok daha boğucu hissettiriyor kendini . 
Ben oldum olası yazı hiç sevmedim zaten ....
onunda bana hayran olduğunu pek sanmıyorum . 

장마가 이제 거의 끝내고  여름의 젤 더운 그 무서운 8월 시작 했어요 ... 에휴 ... 어떻게 하면 덜 덥고 덜 답답하게 지나갈수있어요 ? 습도가 넢아 쭉쭉 게속 땀 흘리고 ... 참 짜증낼 8월이네여 .... 아.. 제가 ... 원레 여름을 되게 싫어하는 성격이에여 .... ㅠ_ㅠ 

Asayiş Berkemal 


Dün yine sokakta biri durdurdu beni . Rus musun diye sordu ... Hoşuma gitmiyor artık . Saç rengimi değiştirmeyi ciddi ciddi düşünüyorum . Kore'ye geldiğim ilk dönemlerde parmakla gösterilmek, aa yabancı ! diye şaşırılması , taşıma araçlarında sürekli bakılması , amerikalı mısın , rus musun diye sorulması açıkcası hoşuma gidiyordu ama artık burda yaşayalı 3 yıl oldu , ayak uydurdum kültürlerine oturup kalkmalarına , saçma salak bir korece de konuşmuyorum . Artık ''yabancı'' diye vurgulanarak anılmak istemiyorum . Ben de Rus musun diye soran koreli'ye , Sen de Japon musun diye mi sorsam ne ?

어제 길을 걷다가  한명 아저씨가 안녕하세요 라고 하면서  러시아 사람이냐고 몰어봤어요 . 이런 일을 생긴지 한두번 아니라니까 저도 더이상  이런 소리 듣고싶지않아요 실은...... 한국에 처음 왔을때 '아 한국 사람들 나한테 관심 이 있네" 라고 생각해서 좋아했는데 , 요세  되게 볼편해요 ... 외국 사람이라서 그렇게 쳐다보고 그런 질문 나오는지 알겠지만, 버스 탔는데 내릴때까지 당신을 게속 쳐다보는 아줌마 아저 씨가 있으면 볼편 하지않겠어요 ? 얼굴에 이상한거 있어? 냄새 나서 그래 ?입장 바꿔  생각  하신다면 ? 볼편하짆겠어요?  머리 색갈 바꿘다면 어떨까 라고 고민중 입니당 .....  



Çilek ve üzümlü sodalarla kafayı bulmak için doldurdum hepsini karta :) 
Şaka tabii... 
Ben suçsuzum ...

다 가져가고 울 집에 고고 ~~~ ㅎㅎㅎ 내가 젤 잘 마셔 ~~~


SeulMe